Göğüs Hastalıkları


KOAH

 

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH); zararlı gaz ve partiküllere karşı havayolları ve akciğerin artmış kronik inflamatuvar yanıtı ile ilişkili ve genellikle ilerleyici özellikteki kalıcı hava akımı kısıtlanması ile karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Alevlenmeler ve eşlik eden hastalıklar (kalp ve damar hastalıkları, diyabet, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları, kanser..vb.) hastalığın şiddetine katkıda bulunur (GOLD 2014).

Solunumsal yakınması olmayan KOAH olgularının saptanmasına yönelik çalışmalarda sigara içen bireylerde spirometrik (sounum fonksiyon testleri) ölçümlerin yapılması temel yaklaşımdır. Amaç KOAH olgularını erken saptayıp, sigara içimini durdurarak KOAH’ın ilerlemesini önlemektir. 

 

• Hastalığın en sık görülen semptomları nefes darlığı, kronik öksürük ve kronik balgam çıkarmadır. Hastalığın tanısı için spirometri zorunludur. Kronik semptomları ve risk faktörlerine maruziyet öyküsü bulunan orta-ileri yaştaki yetişkinlerde spirometrik (solunum sonksiyon testi) incelemede bronşlardaki daralmanın saptanması tanıyı doğrular.

• Küresel Hastalık Yükü Çalışması verilerine göre, KOAH yılda 2.9 milyon ölüme neden olmaktadır. Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de %5.5’inden sorumludur

• KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sigara içimi, özellikle biyomas yakıt (tezek yakımı, tandır ekmeği pişirilirken ortaya çıkan dumana maruziyet..) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. İyi havalanmayan evlerde ısınma ve yemek pişirme amacıyla odun, tezek, bitki kökleri gibi biyomas yakıt kullanımı, özellikle kadınlarda KOAH gelişiminde belirleyici rol oynamaktadır.

 

• Yapılan son çalışmalar, anne karnında, bebeklikte ve erken çocukluk döneminde risk faktörleriyle karşılaşmanın, akciğerin maksimum gelişimini engelleyerek KOAH'ın ortaya çıkmasına önemli bir katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.

• Solunum yoluyla alınan zararlı gaz ve partiküller (tütün ve biyomas yakıt dumanı, mesleki toz ve dumanlar vb) KOAH gelişen hastaların akciğerlerinde abartılı bir iltihabi  yanıta neden olurlar. Oluşan kronik inflamatuvar yanıt, akciğer dokusunda  harabiyetine (amfizem) ve normal doku tamir ve savunma mekanizmalarında bozulmaya (küçük hava yollarında fibrozis) yol açabilir. Bu patolojik değişiklikler de hava hapsine ve ilerleyici hava akımı kısıtlanmasına neden olur.

KOAH’ta solunumsal semptomların alevlenmesi sık görülür. Alevlenmelerin başlıca nedenleri; bakteriyel veya viral enfeksiyonlar, çevresel kirleticiler veya bilinmeyen nedenlerdir. Pnömoni, tromboemboli ve kalp yetmezliği gibi durumlar, alevlenmeye benzer bir tablo oluşturabildikleri gibi, varolan bir alevlenmeyi şiddetlendirebilirler. Alevlenme sırasında akciğerlerde hava hapsi alanlarında artış ve ekspiratuvar akımlarda azalma olur ve bu durum nefes darlığında artışa yol açar.

TÜTÜN KULLANIMININ ÖNLENMESİ VE BIRAKILMASI

KOAH gelişiminde en önemli risk faktörü sigara ve tütün ürünlerinin kullanımıdır. İçmeyenlerle karşılaştırıldığında, sigara veya diğer tütün ürünlerini kullananlarda solunumsal şikayetler ve akciğer fonksiyon anormalliklerinin daha fazla olduğu ve KOAH'a bağlı ölüm oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Diğer tütün ürünleri (pipo, puro, nargile) kullananlarda da, kullanmayanlara göre KOAH'a bağlı ölüm  oranlarının daha yüksek olduğu raporlanmıştır. Benzer şekilde, pasif sigara içimi de toplam sounan partikül ve gaz yükünü artırarak solunumsal semptomların ve KOAH’ın gelişimine katkıda bulunmaktadır. Gebelik süresince annenin sigara içimi ve/veya çocukluk döneminde pasif sigara dumanına maruziyeti akciğerlerin büyüme ve gelişmesini etkileyerek KOAH gelişimine duyarlılığı artırmaktadır. ABD’de, kanserden ölümlerin %30’unun, KOAH’tan ölümlerin %90’ının ve kardiyovasküler hastalıklardan ölümlerin %30’ununun tütün kullanımına bağlı olduğu bildirilmiştir.

 

KOAH TEDAVİSİ:

Erken dönemde tanı konulan vakalarda hastalığın ilerlemesini önlemek için; risk faktörlerine maruziyetin azaltılması/ kaldırılması, özellikle sigara içiminin bırakılması, günlük düzenli fiziksel aktivite, aşılama (yılda bir kez grip, beş yılda bir kez zatürre aşıları) ve gerektiğinde semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Bu hastalara sağlığın sosyal belirleyecileri ile ilgili olumsuzlukların (yaşam koşulları, işi, geliri, ilişkileri, sosyal desteği, nitelikli sağlık hizmetlerine ulaşımı vb.) giderilmesi konusunda hasta ve yakınları ile birlikte çaba gösterilmelidir.

• Sigara içiminin bırakılması, KOAH’ta hastalığın doğal gelişimini ve ilerlemesini durduran tek girişimdir. KOAH’lı olgularda sigaranın bırakılması, solunum fonksiyonlarındaki kaybı yavaşlatırken, hastalığın semptomlarını da azaltmaktadır

• KOAH saptanan her hastaya düzenli günlük fiziksel aktivite önerisinde bulunulmalıdır. Bunun için de öncelikle hastalarda günlük fiziksel aktivite düzeyinin saptanması çok önemlidir.

• Hastalara haftada en az 5 gün ve günde en az 30 dakikalık yürüyüş yapmaları önerilmelidir.

• İnfluenza aşısı KOAH’lılarda hastaneye yatışı gerektiren alt solunum yolu enfeksiyonlarını ve ölümleri azaltabilmektedir.

• Polisakkarid pnömokok aşısı 65 yaş ve üzerindeki olgularda, aynı zamanda genç yaşta olmasına rağmen özellikle kardiyak hastalık gibi eşlik eden hastalığı olan olgularda önerilmektedir. Ayrıca, yaşı <65 ve FEV1 ’i %40’ın altında olan olgularda, toplumda geli- şen pnömoni insidansını azalttığı gösterilmiştir.

KOAH tedavisinde en önemli basamak, risk faktörlerinin azaltılmasıdır;

1. Sağlığın sosyal belirleyicilerinin/sağlıkta eşitsizliğin

iyileştirilmesi

2. Risk faktörlerinin uzaklaştırılması/iyileştirilmesi

a) Sigara içiminin bıraktırılması

b) İç-dış ortam hava kirliliğinin iyileştirilmesi

c) İşyeri ortamının iyileştirilmesi

3. Günlük fiziksel aktivitenin teşviki

4. Aşılama

5. Bronkodilatör (bronşları genişletici) ilaçlar

6. Arter kan gazında hipoksemi saptanan hastalarda sürekli O2 tedavisi

7. Arter kan gazında hiperkarbi saptanan hastalarda BPAP tedavisi