İç Hastalıklar (Dahiliye)


Diyabet nedir?

Diyabet nedir?

Diyabet, vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Kan şekerinin yükselmesine neden olur.

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.

Diyabet tipleri

Tip1 diyabet: Tip 1 diyabetli kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Bu nedenle bu kişiler yaşamları için gerekli olan insülini, insülin enjeksiyonu ile vücuda vermek zorundadırlar. Diyabetli kişilerin % 5-10'u Tip 1 diyabetlidir.

Tip2 diyabet: Tip 2 diyabetli kişilerin pankreası insülin üretir fakat üretilen insulin hedef dokularda etkili olarak kullanamazlar. Tip 2 diyabeti, Tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür. Diyabetli kişilerin %90'ı Tip 2 diyabetlidir.

Diyabet nasıl anlaşılır?

Diyabetli kişilerde sıklıkla aşağıdaki belirtiler görülür;

Aşırı susama ve su içme
Sık sık idrara çıkma
Kilo kaybı
Aşırı iştah ve çok yeme
Bulanık görme
Cilt enfeksiyonları
İyileşmeyen yaralar
Halsizlikü

Diyabet nasıl tedavi edilir?

Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzenini sağlamaktır. Bunun için de öncelikli olarak diyabetlinin eğitimi önemlidir. Diyabet tanısı konulmuş kişiler en az altı ayda bir defa doktor tarafından kontrol edilmelidir. Ayrıca diyabetli kişiler aynı zamanda günlük kan şekeri düzeylerindeki değişiklikleri izleyebilmek için evde kan şekeri ölçüm cihazlarını kullanmasını öğrenmelidirler. Tip II diyabeti olanlarda kilo fazlalığı varsa diyet, spor ve zayıflama ile diyabet kontrol altına alınabilir.

YÜKSEK KAN BASINCI VE TİP2 DİYABET

Yüksek kan basıncı, diyabetli hastalarda diyabeti olmayanlara göre yaklaşık iki kat daha sık görülmektedir. Hem yüksek kan basıncı, hem de tip2 diyabet insanlarda hiçbir belirti vermeden bulunabilir ve tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabilir. Her iki hastalığa da sahip kişilerde; kalp hastalığı, böbrek hastalığı ve inme riski artmıştır. Tip2 diyabet belirtisiz seyretmesi nedeniyle genellikle hastalık ortaya çıktıktan uzun yıllar sonra teşhis edilmektedir. Bu süre içinde, hastaların çoğunda yüksek kan basıncı ile kalp ve böbrek hastalığına ilişkin bulgular ortaya çıkmaktadır.

DİYABETİK BÖBREK HASTALIĞI

Böbrek hastalığı diyabetin en önemli komplikasyonlarından biridir. Böbrek hastalığı gelişme riskinin, tip1 diyabetli kişilerde daha yüksek olduğu zannedilmekle birlikte, yapılan çalışmalar böbrek hasarı riskinin, tip1 ve tip2 diyabetli hastalarda birbirine yakın olduğunu göstermiştir. Tip2 diyabetli hastaların yaklaşık %40ında böbrek hastalığı gelişecektir. Tip2 diyabet diyabetik böbrek hastalığının  (ESRD) başta gelen nedenidir.ESRD’nin iyileşmesi mümkün değildir ve yegane tedavisi diyaliz veya böbrek naklidir ki her iki girişimin de sonuçları yüz güldürücü değildir.

Böbrek Hastalığının İlerlemesi

Normal işlev gören böbrekler, proteinin idrara geçmesini engeller. İdrarda proteinin, örneğin albüminin bulunması, böbrek hastalığı için uyarıcı bir bulgudur.

Mikroalbüminüri, idrarda az miktarda proteinin bulunması şeklinde tanımlanabilir.İdrarla günlük albümin atılım miktarı, normal koşullarda dakikada 5 mikrogramdan daha azdır. Mikroalbüminürili hastalarda ise idrarda albümin atılım hızı, dakikada 20-200 mikrogram arasındadır. Mikroalbüminüri, diyabetik hastalarda böbrek ve kalp-damar sistemi hastalıklarının erken ve güvenilir bir göstergesi olması nedeniyle, “arterlere açılan pencere”olarak nitelenebilir. Mikroalbüminürinin araştırılması, kalp ve böbrek hastalığı açısındanrisk taşıyan ve erken müdahalelerden yarar görecek olan hastaların tanımlanmasına yardımcı olabilir. Mikroalbüminürili hastaların %25 kadarında, 5 yıl içerisinde proteinüri gelişebilir.

Proteinüri, idrarda fazla miktarda protein bulunması şeklinde tanımlanabilir. Diyabetik böbrek hastalığı, özellikle de tedavi edilmediği takdirde, mikroalbüminüriden proteinüriye geçiş gösterebilir. Tip2 diyabetli bir hastada proteinüri geliştiği zaman, böbrek işlevlerinin daha da bozulması genellikle kaçınılmazdır ve böbrek işlevi artık her yıl yaklaşık %10 oranında azalır. Proteünirili hastaların büyük bölümünde, yedi yıl içinde son dönem böbrek hastalığı (ESRD) gelişir ve bu hastalar yaşamlarını sürdürmek için diyalize bağımlı olur veya böbrek nakline gereksinim duyarlar.

Diyabetik böbrek hastalığının önlenmesi

Tip2 diyabetli hastalarda ilk kez tanı konulduğunda bir idrar analizi yapılması ve eğer bu analiz sonucunda albümin saptanmazsa, mikroalbüminüri aranması; bu testlerin temiz çıkması halinde ise her yıl tekrarlanması önerilmektedir.

Diyabetli hipertansif hastalarda antihipertansif tedavinin, mikroalbüminürinin azaltılmasında etkili olduğunu diyabetik böbrek hastalığının gelişmesini yavaşlattığını gösteren veriler bulunmaktadır.